Yazılarım

Kim bu katil?

Katil kimdir?

Gece gündüzün pisliğini, gürültüsünü, karmaşasını örter ama gecenin kendisi karanlıktır, pistir, korkunçtur, iğrençtir, ahlaksızdır. Bu yüzden sevmem geceleri. Fakat karanlıkta yaşamak zorundayım. Benim için iş, aş, cinayet ve aşk hep gece vardiyalarında yaşanır. Kim bu katil?

Aslında gece hayatım yoktur yani diğerleri sabahlara kadar eğlenip kurtlarını döküp sarhoş olup sızarken, ben çalışıyorum. Sabahlara kadar karanlık kuytu köşelerde ekmeğimin peşindeyim. Ama olsun, onlar sabahın köründe kalkıp stresli mesailerine giderken, ben öğlene kadar yatıyorum.

Kim bu katil acaba?

Kim bu katil acaba?

Gecenin karanlığında saklanır ve sessizliğinde dinlerim ayak tıkırtılarını. Kurbanlarım benden habersiz dalgın dalgın yürürler, karanlığın içine doğru. Kimisi yuvasına gider, kimisi işine, kimi de benim kollarımda ki eceline…

Karanlığın dibinde ki kuytu bir köşede, çalı çırpı arasında, saçakların altında, onları saatlerce beklerim. Hiç kıpırdamadan, nefes almadan ve hiç düşünmeden saatler geçer. Kurbanlarım dalgın dalgın dalarken karanlığın dibine, gözlerim bir anda yıldırım gibi çarpar onların suratına. Kimse katil olduğumu bilmez!

Tam bir acımasız!

Bir saniyede boğazlarım onları ve birkaç dakikada paramparçadır bedenler. Uzun, sessiz ve pis bir gece daha biter, eğer şanslıysam kan ve et ile şişmiş midemi kaşır ve sabahın güneşinden saklanırım. Artık gün doğmaktadır, uyuma vakti gelmiştir.

Rüzgarın çöp varilinden düşürdüğü kola kutusunun, metalik tıkırtısıyla gözlerim açılı verdi. Enfes çürük meyve, küflü ekmek, yanık plastik, dışkı, çamaşır kokularını ciğerimin diplerine kadar çekerek doğruldum. Sabah mahmurluğunu atmak için bütün vücudumu bir yay gibi gerdim. İlk aklıma gelen akşam yenen ağır yemeğin ekşi pişmanlığını hafifletmek için su içmekti.

Ama sevimli,

Sonra güneş gören bir yerde boylu boyunca uzanırım birde altımda bir tahta veya bir karton oldu mu keyfime diyecek yoktur. Vücut ısımı arttırıp güneş banyosundan çıkarım ve biraz çamur birazda tozla vücudumu bir yerlere sürtüp kaşınarak durulanırım. Artık güne daha doğrusu geceye hazırım demektir.

Ne geceydi!

Dilimle sakallarımı şöyle bir silip, yere atılıp buruşturulmuş plastik su şişesinden içmeye başladım. Daha sonra sokak köşesinden ki çöplüğüme geri döndüm. Ortalıkta kimseler yoktu. Ağır adımlarla yürüyüp çöp bidonlarının arkasına uzanıverdim.

Gece işini bitirdiğim kurbanımdan kalan kol parçası, burnumun ucunda duruyordu. Etlerini kemiğinden dişlerimle sıyırıyordum.  Bu kahvaltı keyfinden sonra kollarımı büküp yastık yaparak miskin miskin yatmaya devam ettim. Yani dün gibi sıradan bir gündü. Devam edecek…

İyi kalpli seri katil adlı öykümden alıntılar (1)

semihbulgur.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı