Yazılarım

İşkembeden geceler

İşkembeci ve gece

Çok sıkışınca bütün uykuna rağmen yatağından kalkarsın ya, aynen öyle tekrar çıkarsın yollara. Bugün yolda uyuyacağım herhalde derken, karşına bir işkembeci çıkar 24 saat açıktır ve sarhoşların, sabahçıların vazgeçemediği bir uğrak yeridir. İşkembeden geceler ve muhabbetler burada yaşanır.

İşkembeden geceler ve arabada uyumak!

Ayılamak ve bayılmak!

Onlar ayılmak için ben ise bayılmak için buradayım.

Bari burada uyuyabilsem deyip uzanırsın şöför koltuğuna ve genelde kimse bir şey demez seni fark etmezler bile. Sonra birden uyanırsın bu sefer seher vaktidir. Ezanlar okunur sanki yalnız sana. İşkembe içmiş sarhoşların işkembeden muhabbetlerini dinlersin. Ve yine uyuyamazsın.

Arabada fırıldak geceler!

“Off Ya Rabbi! Züppe arkadaşım deniz kenarında çilingir sofrası kurmuş alem yapar, son model arabası ona hizmet eder ve geceyi açıktaki teknesinde başka alemlerde geçirir. Bense şu külüstürün bazasız yatağında, uyumayı bırak sabah olsun ona bile şükür ederim. Adalet mi bu?” derim tövbe istifar ederek.

Arabam hırsız ve gece!

Yaratan ve sanatçı,

Bilirim yaratan sanatçıyı sever ve onlara ruhundan biraz fazla üflemiştir ama çoğu uyuşturucu, kibir ve sinir belasına sapıp isyan ederler.

Ben de bazen yoldan çıkıp, biraz efkar ve biraz isyan ederim ama bilirim; başı da sonu da odur yaşanan her şeyin.

Arabam ve hırsız

Ve saat beş, eh bir yarım saat uyumuşsun ne güzel. Sabah ezanını duyduysan sonrasında hava aydınlanacak demektir. Gecenin en güzel anının huzuruyla, biraz daha uzanırsın, ezan seslerinin yedi tepeye uzandığı gibi…

Arabada İstanbul geceleri,

Sabah ezanı,

O pis, yorgun ve günahkar halinle camiye gidip arınmaya yüzün olmaz. Ama ezanı dinlemek bile korkuyu, uykuyu, kiri, pası, sazı, cazı ilahi bir meltemle sıyırıp atar bedeninden.

Abanın içindeki geceler!

Uyandığında güneş doğmuştur ve uykudan bir saat daha çalınmıştır. Her yerin ağrır arabanın bütün kıvrımlarını bedeninde hissedersin. En zoru da bedenini saran yapışkan, nemli bir tabakadır ve korkunç bir yıkanma isteği.

Arabanla yatmak!

Aynalara bakma!

Güneş bulutların izniyle ışınlarını suratına çarparak gecenin çamurunu yıkar. Ağzın gibi buruşur suratın aynalara bakamazsın.

İşkembeden geceler de biter;

İşkembeden geceler ve sabah.

Ama mutlusun! Artık gecenin karanlığında saklananlar yok, kavga gürültü korku yok, bir suçlu gibi saklanmak yok, herkes seni izleyen gece ajanları değil, kıçına batan emniyet kemeri, her yerini ağrıtan yatış pozisyonun hala devam etse de şöyle koltuğunu doğrultup güne bakarsın ve şöyle dersin

İşkembe çorbası

– “Ne geceydi be kardeşim!”.

Semih BULGUR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba. Sitemiz yoğun bir emeğin ürünüdür! Sitede dolaşmak için lütfen Reklam Engelleyicinizi Kapatın.