Yazılarım

Bir hayat kadını

Arabada uyurken İstanbul geceleri

Aniden derinden çatallı, korkunç bir ses… Erkek gibi gür, korkusuz kadın sesleri bunlar, harbi kadın. Yan arabanın kaportasına vuruyor biri küfür ediyor, yanındaki iş ortağı olmalı. Muhakkak alacak verecek meselesidir. Otel önü olduğu için güvendeyim ama arabanın kuytularına daha bir gömülüyorum. Arabaya vuran hayatından memnun olmayan bir hayat kadını, otelin önünde birilerine bağırıyor, ne korkunç bir ses…

Paralı aşk
Hibe kredili arabada aşk! Yani paralı aşk!

Gece ve kadın,

Gecenin kadınları erkekten daha kuvvetlidir. Sonra gidiyorlar ama senin içine bir kere korku düştü orda uyumak mümkün değildir artık.

Bir gecenin sokakta huzurlu geçirilmesi için yer, zaman ve mekan çok önemlidir. Elit bir mahallenin gözlerden uzak ama güvenli bir kuytusu olursa, mevsimlerden ilkbahar ve arabanızın koltuğu arzulu bir sevgili gibi uzanırsa, evinizdeki kadar huzurlu olmasa da sabahı bir şekilde edersiniz.

Arabada İstanbul geceleri,

Gecenin çizdiği o şekiller duvarlardaki, çatlaklardaki şekiller, gecenin fırça darbeleriyle gölgelerin boyadığı inanılmaz duvar resimleri. Kimisi şapkalı bir adama kimisi uzun saçlı bir kıza, pipo için bir çocuğa benzer.

Gecenin insanları,

Koca burunlu kel bir adama, uyuyan bir kediye, büyüyen bir bebeğe, bastonlu koşan bir dedeye, zıplayan bir nineye, uçan bir ineğe benzerler. Oturup çizesi gelir insanın ama gecenin dördünde arabanın içinde artık insan değilsinizdir.

Sonra bir kaçış daha, 24 saat koruması olan bir otelin önü. Gerçi o güvenlik seni kovmak için de güvenliktir.  Çaktırmadan yanaşıp koltuğu yatır ve hemen uyumaya çalış fakat otel giriş kapısına biraz uzak durmakta fayda vardır.

Arabada uyuyan güzel!

Çünkü girişler saat sabaha karşı dört bile olsa yoğun olur. Gelen giden bitmez, fahişelerin mesai bitişidir bu saatler, sabah altı uçağına yetişecek iş adamları da geçebilir yanından veya uyku tutmammış bir resepsiyon görevlisinin voltasına takılabilirsin.

Araba hırsızı!

Eriyip gitsem!

Ve saklanırsın, bir ayağını torpidonun altına diğerini de gaz pedalının altına sokarsın ve biraz da olsa yatağındaymış hissi uyanır. Birkaç denemeden sonra kafana bir yer bulursun minik yastığının da desteğini alarak.

– “Eyvallah, artık bu saatten sonra yer beğenmemek yok!”

Kızgın bir hayat kadını!

Artık bıkkınlıktan, tıkmak istiyorum kendimi koltuk arasına, torpido gözüne, kül tablasına. Şöyle erisem yamuk yumuk bir şey olup şu aptal arabanın bir yerlerine girsem, uzansam el firenin üzerine lağımda olsa bir delik bulsam, artık uyusam… Devam edecek…

semihbulgur.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir