Yazılarım

Araba hırsızı ve gece!

Arabada geceler

Bitmeyen gece olmaz her gece biter ama sabahlar olmaz. Her şey geçer ama bir türlü sabah olmaz. Araba hırsızı ve gece işte tam da böyle yaşandı.

Arabada fırıldak geceler!

Damarlarda aranan mutluluk.

Başka bir gece bir merdivenin başında bükülmüş bir gölge gördüm, gölgenin sol tarafı hareket ediyordu… Arabadan inip şöyle bir hava alırken bir yandan da gölgeyi izliyorum.  Sokak lambasının görmesine izin verdiği kadarıyla, elindeki şırıngayı dirseğine batırmaya çalışıyor. Kolunu bir lastikle iyice sıkmıştı.

Ön tarafta delinmemiş damar kalmadığından, dirseğinde arıyordu mutluluğu. Bir arabadan sökülmüş yan aynanın yansıması, yardım ediyor ona, beklide gördüğü son dost.

Arabada İstanbul geceleri,

Çivili tahta,

Arabaya geçip biraz uzanıyorum çivili tahtada. Beş dakika sonra doğrulduğumda, ağzında salyalarla bayılmış sokaktaki adam. Şırınga kolundan asılı kalmış, aşağı doğru sallanıyordu.

Bir başka gece uyku ile ayıklık, koltukla el fireni arasında sıkışıp sarkmışken birini fark ettim.  Yarı baygın gözlerimle hayal gibi bir karartı şoför kapısının önünde duruyordu.

Abanın içindeki geceler!

Arkası dönük hareketsiz duruyordu. Ben de hiç hareket etmeden onu izliyordum. Zaten hareket edemeyecek kadar yorgun ve uykuluydum. Dışarıdan görünmemesi için arabayı loş ışıklı bir yere çekmiştim ve o da beni görmemişti.

Arabam hırsız ve gece,

Dışarıdaki kısa boylu adam bir süre sağa sola baktı ve yavaşça arabaya doğru döndü. Takır tukur sesler çıkararak şoför kapısının camında bir şey sokmaya çalışıp, anahtar deliğini zorluyordu.

Arabada uyuyan güzel!

Mevzu arabam olunca uykum birden açılı verdi, darma duman saçlarla ve uykusuz çökmüş bir suratla hortlak gibi dikili verdim ön koltukta.

Avazım çıktığı kadar;

– “ Noluyooo lan burada, defol git  ^’1/&&L:0?!!x()L(+é…..!” diye bağırdım.

Arabam hırsız ve gece!

Kötüler de korkar!

Hırsız öyle bir korktu ki, ben de onun korkusundan korktum. Yüzü genişleyip, ağzı yırtılacakmış gibi açılarak gözleri yerinden fırladı.

Fırıldak geceler!

–  “ Allaaaah bu ne laan!!!” diyerek çığlık çığlığa geriye doğru sıçradı.

Arkasındaki demir parmaklıklara takıldı ve bahçenin içine yuvarlanıverdi. Ayağa kalkıp deli gibi bağırarak koşmaya başladı. Adamın bağırtılarından ben de korkmuştum.

Hemen kontağı çevirip gazladım. Ben giderken gürültüden uyanan apartman sakinlere ışıklarını yakarak beni uğurluyordu. Yer İstanbul saat gecenin dördü bana artık bütün ışıklar yeşil…Devam edecek…

{ “Son Cariye” adlı kitabımdaki “Arabalı Sokak Çocuğu Fatima” adlı öykümden alıntılar ( 22 ) }

semihbulgur.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı