Yazılarım

En yakın arkadaşın tarafından aldatılmak

Kıllı arkadaşlarımız!

Ama kızların biri farklıydı! Fransız lisesinin arka sokaklarında tanışmıştık adı Dorina… Kıllı ve akıllı bir kadındı. Asil bir yürüyüşü, masmavi gözleri, kendinden emin ve zarif bir konuşması vardı. Zengin mahallenin sokaklarında yetiştiği temizliğinden, aristokrat tavırlarından, entel konuşmalarından belliydi zaten ama bu işin sonunda aldatılmak, işte o hesapta yoktu!

Kafasının üstündeki tüyler rengarenk, saçları kabarık ve upuzun fönlüydü. Asildi, zengindi, bakımlıydı ama burnu dik kendini beğenmiş yukarıdan bakan bir tarzı yoktu. Bana ilgisini rahatça, kasmadan göstermişti.

Öldürmek nasıl bir duygu? Ona sorun!

Vahşi cazibe!

Burnunu burnuma sürer sonra etrafımda dolanır, tüm vücuduyla bana sürtünürdü, kokusu tam bir uyuşturucuydu benim için. Bütün gün beraberdik, gece gündüz sokaklarda, kaldırımda, çöplüklerde beraber yaşadık, hatta beraber öldürdük. Kafelerde, meydanlarda, AVM’lerde, arka sokaklarda defalarca kalabalığın ortasında seviştik.

İlk kez tek eşliydim, galiba seviyordum. Onunla ilişkiye girmenin dışında gezmek, eğlenmek, çalışmak yani öldürmekte çok keyifliydi. Onsuz hiçbir günüm geçmiyordu ona dokunmadan, konuşmadan, sürtünmeden yalamadan yapamıyordum. Şimdiye kadar hiç dostum, arkadaşım olmamıştı hele düzenli bir sevgili rüyamda bile görmediğim bir güzellikti benim için.

Sokağım kralı benim!

Gerçek aşk mı?

Önüme gelenle beraber olmak, grup partileri bile yapmak içimden gelmiyor, tek gecelik aşklar anlamsız, yavan şeylerdi artık. Sadece onunla olmaktan zevk alıyordum.

Sokakta yasak aşk!

Bazı dişilerin kokusu beni çekse de yanımdan hiç ayrılmadığından onlara gitme ihtiyacı duymuyordum. Sadece dişi olarak hayatımda o vardı. Sokakta imam nikahlı yaşıyorduk sanki evli gibiydik ama kimse bilmiyordu kimse sormuyordu da zaten.

Sokakta yasak aşk!

İlk aşkın günahı olmaz!

Her ilk aşk kurbanı gibi bir gün bende aşkın acısını tadacaktım tabii. E aşkın acısı da güzeldir, katlanacaksın. Ve o gün sisli bir sabah vaktiydi. Çalıların arasına oturmuş bir bulutunun içinden inleme sesleri geliyordu. Ve gölgeler sisin için de hareket ediyordu, karagöz ve Hacivat oyunu perdesi gibi. Hacivat kafasını aşağı doğru sallıyor karagöz yerde yatıyordu sanki.

Sis perdesi kalkınca gülünecek bir perde oyunu olmadığını anladım. Eski bir arkadaşım ve Dorina çimenlerin üstünde, çalıların altında çığlık çığlığa sevişiyordu. Sokak gibi aşkta acımasızdır, buralarda güçten düştünüz mü, gözden de düşersiziniz. Ve üremek için birileri mutlaka vardır sokakta.

Aşkın acısı da güzeldir?

Hayatımın kadınını en yakın arkadaşımla beraber yakalamıştım. Çok büyük acı çekmiştim o an, kolum bacağım çaprazlama kesilmişti sanki. Ama o an bir şair bir yazar gibi bir dinginlik bir ilham kapladı üstümü. Masum şapşal, süt dökmüş bir kedi, savaşın ortasında masum bir çocuk gibi oldum.

semihbulgur.com

Son Cariye adlı kitabımdaki ” İyi kalpli seri katil Dorina ” adlı öykümden alıntı 06.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı