Düş Mühendisliği

Tek Düşmanım Uzaylılar

Düş Mühendisi 2085 adlı kitabımdan alıntılar (01)

İnsanların hepsini çok sevdiğim için mi tek düşmanım uzaylılar? Hayır, sadece yaldızlı ahşap çerçevede, büyük harflerle yazılmış bu söz dikkatimi çekmiş, anlam verememiştim işte onun için. Tarihten, felsefeden ve siyasetten nefret eden bir lise öğrencisi için pek anlaşılır gibi de değildi.

“Ben dünyalı milliyetçisiyim.Tek düşmanım uzaylılardır.”

 

O gün benim gibi sanatçı ruhlu olan biri için son derece sıkıcı olan matematik dersinden çıkmış, avare avare dolaşmaktaydım. Başım önümde, yorgun, durgun ve solgun yürürken, yokuşun tepesinde babamın ofisinin bulunduğu, burgulu bir mimariye sahip olan merkez kuleleri yükselmeye başladı.

Tek Düşmanım Uzaylılar;

Çarpıcı bir mimari, kulelerin tepesine baktığınızda bedeninizin de kulelerle birlikte burkulduğunu hissedersiniz. Çoğu zaman kulelerin; bulutları delen devasa matkap uçları olduğunu hayal ederdim. Ve oradan farklı boyutlara açılırlardı.

Tek düşmanım uzaylılar

Harçlık ve baba,

Babamın ofisine uğrayıp harçlığımı koparacak ve biraz da eğlenecektim. Fakat duvarda asılı o söz fena halde kafama takılmış, her şeyi bir anda unutturuvermişti.

Hemen sormak istedim anlamını, fakat o kadar yoğundu ki… Bir süre erteledim. Telefon görüşmelerine dalmış, geldiğimi bile görmemişti. O sıralar Dünya Birliği 7. Bölge Başkanlığı denen yeni bir göreve atanmış ve çok yoğun bir tempoda çalışmaktaydı.

Bir süre sonra babamın telefon görüşmeleri bitti. Eli çenesinde dalgın dalgın düşünürken beni fark etti. “Ooo, Melih Bey, hoş geldiniz,” dedi. Bu sempatik yaklaşımına rağmen gergin şekilde, “Hoş bulduk baba,” dedim.

Babam sert görünüşlü, tok sesli, yapılı, insanın içine işleyen kartal bakışlara sahip, yakışıklı ve hayli karizmatik bir adamdır. Onun karşısında rahat olmak pek kolay olmuyor. Sanırım bu özelliklerinden dolayı bu yüksek makama getirildi. Çünkü liderlerin etkileyici, hoş görünüşlü ve karizmatik insanlar olması gerektiğine inanılır.

Atatürk’e benzemek,

Ben onu hep Atatürk’e benzetirim. Birkaç kez Dünya Birliği hazırlık sınıflarında resimlerini göstermişlerdi. Birleşmeden birkaç yüzyıl önce yaşamış büyük bir lidermiş. 7.

Bölge’nin merkezinde bulunan Türkiye çok eski yıllarda, vahşi emperyalist ve sömürgeci olan dünyanın en büyük güçleri tarafından dört yandan istilaya uğramış. Bu büyük lider, her türlü yoksulluğa ve cehalete rağmen yıkılmış bir toplumu ayağa kaldırıp, unutulmaz bir zafer kazandırmış.

Onun, “Ya istiklal ya ölüm!” sözleriyle başlattığı Kurtuluş Savaşı hala dillerdedir. Babamın da bazı konuşmalarında Tek Dünya’nın kuruluş sürecini Türk’lerin verdiği bu zorlu savaşa benzettiğini hatırlarım. Bazen de inanılmaz özveri ve kahramanlıkların gösterildiği Çanakkale Savaşı’ndan kahramanlık hikâyelerini anlatırdı. Devam edecek…

Semih BULGUR

semihbulgur.com

Etiketler

Bir Yorum

  1. Geri bildirim: Uzay marulları yeşerdi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı