Gelecekte aşk ve cinsellik!

    Gelecekte Aşk ve Cinsellik | Gelecekte robotlarla mı sevişeceğiz, onlara mı çiçek alacağız, kalbimiz bir makine için mi atacak? Yani arabamızı çok seviyor olmamız da bunun gibi bir şey değil mi? Gerçek olmayan bir aşk yerine robot sevgileri tercih ederim aslında! Ne kadar gaddar ve acımasız olmaya çalışsam da, benim kötülüğüm de en fazla bir akşam vakti kadar sürer. Sonunda mutlaka melankolik ve romantik bir macera içinde, birine bağlanmış olarak bulurum kendimi. Yıl 2100 olsa da her zaman tek eşlilikten yana oldum. Fakat dişiliğin dayanılmaz cazibesinin beni de ele geçirdiği anlar olmuştur. Bu aralar eski aşklar mezarlığında elimde kazma, kürek,…

    Gelecekte AŞK ve Düşler!

    Gelecekte AŞK ve Düşler | Düş mühendisi, uyumaz, yemez, içmez ve üşümez sadece düşünür, işi zordur, çünkü pek az kişi düşünür. Düş mühendisi nasıl olunur? Günde üç saat uyuyarak, dalıp giderek, kalıp çizerek, kozmik radyasyon dalgalarını barındıran enerji ipliklerinden oluştuğumuzu, elimde tuttuğum kalemin, kelimi kapayan beremin bir zamanlar büyük bir yıldızın bir parçası olduğunu bilerek olunur. Atom sisteminden Güneş sistemine ve oradan da sürekli genişleyen evrenin büyüklüğü karşısında büzülerek ve sanatsız geçen her gün için üzülerek Düş mühendisi olunur,” dedim. Mesut Abi garip mimikler yaparak “Vay be! Melih sen neymişsin de, bizim haberimiz yokmuş, helal sana! Hadi görüşürüz benim çok…

    Gelecekte Türkiye ve Hayaller!

    Gelecekte Türkiye | Türkiye geleceğin otoriteleri arasında mı olacak yoka köleleri arasında mı? Yoksa bu mücadeleye gerek kalmayacak mı? Peki dünya barış ve adalet içinde mi yaşayacak yoksa paramparça mı olacak. 2100’lü yıllarda bir çocuk Bölge Başkan’ı olan babasıyla bu soruların cevabını arıyor! Babam Birlik Muhafızları ile yaptığı ürkütücü holografik konuşmanın ardından kartal bakışlarını bana dikti ve sert bir sesle, “Konuşulanları gelecek olanı duydun,” dedi. “Asiler ortalığı karıştıracak! Özellikle de bana ve aileme zarar vermek isteyeceklerdir. Bu nedenle çok dikkatli olmalısınız. On sekiz yaşındasın, sana akıl vermeye çalışmayacağım, gene de dikkatli davranmanı istemek durumundayım. Güvenliğiniz için gerekli önlemleri aldıracağım tabii,…

    Gelecekte bir gün!

    Gelecekte bir gün | Parlak metalik çerçevede, büyük harflerle yazılmış bu söz dikkatimi çekmiş fakat ne dediğini anlayamamıştım. Matematikten, tarihten, felsefeden ve siyasetten nefret eden Dünya Birliği Lisesi’nin zoraki öğrencisi için pek anlamlı da değildi. “Hayat kurtların savaşıdır, koyunlar uyurken ve ben gezegen milliyetçisiyim. Tek düşmanım uzaydan gelenlerdir.” Abraham Perry Gelecekte bir gün! O gün benim gibi sanatçı ruhlu olan biri için son derece sıkıcı olan matematik dersinden çıkmış, avare avare dolaşmaktaydım. Başım önümde, yorgun, durgun ve solgun yürürken, yokuşun tepesinde babamın ofisinin bulunduğu, burgulu bir mimariye sahip olan merkez kuleleri yükselmeye başladı. Çarpıcı bir mimari, kulelerin tepesine baktığınızda bedeninizin…

    Beyaz Şov Macerası

    Yazarlık, çizerlik ve mühendislik arasında üç banttan sayı almaya çalışırken telefonum derinden bir titreyişle çalıverdi. Beyaz şov macerası işte ondan sonra başladı. Tanımadığım Avrupa yakasından bir numara, annem tanımadığın numaralarla konuşma demişti ama tanıdıklarımızla bile konuşmuyoruz ki. Herkes kendi aleminde, savrulmuş dünyanın bin bir tarafına. Çocukluğumuzu hayatımızı, ekmeğimizi, kanımızı paylaştığımız en yakın akrabalarımızı bile belki bayramda görüyoruz.  Böyle olunca, gizemli numarada bir dost sesi duyarım diye “ Alo !” dedim. Beyaz şov macerası! Beyaz Show’dan arıyorlardı. Beyaz bana çok benzediği için programa katılmamı istediler. Fakat bütün ısrarıma rağmen program formatını öğrenemedim. Sonra heyecan verici bir merakla Kanal D’nin yollarına düştüm.…

    İstanbul’da Mizah Ararken Yaşanan Maceralar!

    Ağır sanayinin kiri, tozu, pası ve stresiyle sarmaş dolaş olup, günleri tespihe dizip, Cumartesiyi çekerken kendime doğru, bir hafta daha batıyor mazi denen çöplükte. Hafta sonu da geçer gider bir ömür gibi, ama asla çöplüğe atılmaz güzel anlar. Onlar cilalanıp, parlatılıp pamuklara sarılarak hafızanın en temiz, klimalı, süit dairelerinde depolanırlar. İşte bu kadar ağdalı severim hafta sonu tatillerini ve İstanbul’da mizah aramayı! Ve yine hafta sonu ve ben yine İstanbul yollarındayım. Hem boğaz havası almak, hem de mizahın başkenti olan İstanbul’da, çizecek konular bulma sevdasındayım. İstanbul’da Mizah, İstanbul’a bir buçuk saat mesafede çalışıyorum, daha doğrusu ekmek parası için sabah gidip,…

    Yurt dışında çalışmak

    Annemin, sürekli beslediği, soğuk su içirmediği, otobanda 60 Km’yle gitmeye zorladığı, zoraki kahramanı olarak yıllarca ağır sanayinin tozunda, toprağında, sıcağında çalışan bir mühendis oldum. Fakat ne kadar hayal edersem edeyim, asla şöyle nükleer bir ışımaya maruz kalıpta, örümcek adam’a, hulk’a, superman’e, X man’e dönüşemedim. Ve en sonunda yurt dışında çalışmak için debelenen bir mühendis oldum. Hep düz bir mühendis olarak yaşadım ama aklım fikrim hep yazıp çizmekteydi. Kader işte, belki de bir gün o süper kahramanlar, benim kalemimin ucundan doğacaktı. Aslında mühendis olmaktan pişman olmadım, yıllarca ekmeğini yedim, maddenin ruhunu ve onun esiri olmayı öğrendim her çalışan gibi… Yeni icatlar…

    Hayat Kısa, Kolla Ruhunu!

    Nereden geldik nereye gidiyoruz? Bunun cevabını ararken bir akşam vaktinde, bir göz kırpışında, bir kanat çırpışında ömrün yarısına belki de sonuna gelmedik mi? Peki hayatımız nasıl geçti. Pişmanlıklar, öfkeler, stresler, bekleyişler, umut, çöküntü, mutluluk, dert, tasa, endişeler, arzular, zevk, azgınlık, taşkınlık… Bunların hepsi geçti gitti değil mi? Evet hayat kısa çok kısa! Peki neleri kaçırdık? Hiçbir şeyi! Şuan nefes alıyorsak şah damarımızdan daha yakınsa O, hayır asla göklerin egemenliği ve büyük başarı gönlümüzün ucunda demektir. Öyleyse şimdi okuyun O’nun adıyla. Hayat kısa kolla ruhunu! Sürekli gelecek olanı beklemek, Bu başlangıç değiştirilebilir, çeşitli  versiyonları üretilebilir aslında. Örneğin, sürekli geleceği beklemek, sürekli…

    Karıncalarla konuşmak

    Yarı uyuşmuş beynim, uyku narkozundan çıkmakta ve birkaç dakika sonra gerçek hayata, stres ve karmaşaya doğru kapılarımı açıyorum. Neden bilmiyorum ama daha uyanmadan dilime bir şey yapıştı, tekrar edip duruyorum ‘karıncalarla konuşmak, karıncalarla konuşmak…’ hayırdır inşallah! Saat sabahın 07.00’si… Çalar saat kulağımın içini tırmalamakta. Birkaç ‘sen kapat o çalsın, sen kapat o çalsın’ döngüsünden sonra, göz kapaklarım gıcırdayarak açılıyor. Aklıma gelen ilk soru nedir bu ‘karıncalarla konuşmak’ ? Yeni bir gün bu! Araba kornaları ve yukarıdaki dairede kırılan bardağın sesi, beynimi tokatlayarak kalan son uyku kırıntılarını da üzerimden aldı. Bir gün daha doğuyor ve diriliyor insan yarı ölü halinden. Perdelerin…

    Yazılarım

    Hiç bir yerde yayımlanmamış yazılarım burada. Bakarsan göz, duyarsan söz, okursan yazı burada!

    Kapalı
    Kapalı